Giriş: Sehl-i Mümteni Nedir?
Sehl-i mümteni, Arapça iki kelimeden oluşur. Sehl "kolay", mümteni' ise "gerçekleşmesi mümkün olmayan" demektir. Terkibin sözlük anlamı, "elde edilmesi hemen hemen imkânsız kolaylık"tır.¹ Edebî terim olarak, kolayca söylenmiş gibi görünen ama benzerinin söylenmesi çok güç olan özlü söz ve ifadeyi belirtir. Başlıca özellikleri doğallık, kısa anlatım ve anlaşılır olmaktır.
En bilinen örneklerden biri Yûnus Emre'ye aittir. Kaynaklar, Yûnus'un Mevlânâ'nın Mesnevî'sini uzun bularak şöyle dediğini aktarır: "Ete kemiğe büründüm / Yûnus diye göründüm."¹ İki satır, altı kelime; ama arkasında koca bir kitap durur.
Sehl-i mümteni yalnızca sade dil demek değildir. Muallim Nâci, Nâbî'nin anlaşılması güç bazı beyitlerini de bu sınıfa koyar; ölçü orada vecizliktir. Nâci'nin şartı "külfetsizlik"tir: gereksiz kelimeden kaçınmak ve seçilmiş kelimeleri yerli yerine koymak.¹ Sade yazı bir fikri anlaşılır kılar. Sehl-i mümteni ise fazlalığı atar, geride okurun yıllarca taşıyacağı bir cümle bırakır.
Bu nitelik şiirle sınırlı değildir. Muallim Nâci'ye göre Sa'dî'nin Gülistân'ı nesirde bu sanatın örnekleriyle doludur.¹ Terim Doğu belâgatine aittir; ama aynı arayış başka dillerde de görülür. Pascal'ın Düşünceler'i, Marcus Aurelius'un Kendine Düşünceler'i, Rilke'nin Genç Bir Şaire Mektuplar'ı bu kitapta o yüzden yan yana durur. Bu benzetme kaynaklardan değil, yazarın kendi okumasından gelir.
Bu kitap dokuz bölümden oluşmaktadır ve bu dokuz bölümün sırası rastlantısal değildir. Gizli Hazine ile başlamak bir zorunluluktur; çünkü her yolculuk, henüz hiçbir şeyin adının konulmadığı o ilk sessizlikten doğar. Tasavvuf geleneği bu sessizliği, hadis-i kudsî olarak aktardığı bir sözle anlatır: "Ben gizli bir hazineydim; bilinmek istedim." Söz hadis kaynaklarında sahih bir senetle geçmez; kitapta da hadis olarak değil, geleneğin taşıdığı bir söz olarak yer alır.
Oradan Aşk gelir; Fanilik ve Zaman, Bilgelik ve Hikmet, Sadelik ve Basitlik, Sabır ve Direnç, İnsan ve Birlik sırayla açılır. Sekizinci bölüm Kalp ve Sır, içe dönüşün en sessiz eşiğidir. Dokuzuncu bölüm Fena ve Vuslat'ta benlik erir, yolculuk tamamlanır.
Bu kitabı nasıl okumak gerekir? Bunun tek bir kuralı yoktur. Baştan sonuna okumak, rastgele bir sayfaya açılmak, her gün bir söz üzerinde durmak; hepsi geçerlidir.
Son söz şudur: Bu kitap bir harita değildir, bir köprüdür. Nereye gideceğinizi söylemez; sadece orada durur ve bekler.
¹ Mine Mengi, "Sehl-i Mümteni", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 36, İstanbul 2009, s. 320-321.