Zıtların Birliği
Gece ve gündüz
Gece, gündüzün yokluğu değildir. Gündüz de gecenin yenilgisi değildir. İkisi birbirinin içinden çıkar, birbirine döner.
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.
Âl-i İmrân Suresi, 3:190 (meal)
İbret kelimesinin kökü "geçmek"tir. İbret alan, gördüğünden öbür tarafa geçendir. Gece ile gündüzü yalnızca saat olarak gören, karşı kıyıya geçemez. Onları bir ritim olarak gören ise bir şey öğrenir: Varlık, zıtların nöbetleşmesiyle ayakta durur.
Uyku gecenin, emek gündüzün hakkıdır. Durmadan çalışan tükenir; hiç uyanmayan kaybolur. İnsan bedeni bile bu ritme ayarlanmıştır. İçimizde, ışığa ve karanlığa göre kurulan bir saat taşırız. Gece ile gündüzü birbirine düşman eden, kendi bedenine düşman olur.
Hayat ve ölüm
O, hanginizin daha güzel iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.
Mülk Suresi, 67:2 (meal)
Ayette ölüm, hayattan önce anılır. Ve ikisi de "yaratılmış" olarak anılır. Ölüm, hayatın bitişi değil, hayat gibi bir yaratılıştır. Biri olmadan öbürü anlamını yitirir. Sonsuza dek süren bir hayatın hiçbir anı değerli olmazdı; çünkü hiçbir an kaybedilemezdi.
Tabiatta da böyledir. Düşen yaprak toprağa karışır, toprak yeni yaprağı besler. Bir canlının ölümü, başka canlıların hayatıdır. Ölüden diri çıkar, diriden ölü:
Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır.
Rûm Suresi, 30:19 (meal)
Hayat ve ölüm bir terazinin iki kefesi gibidir. Kefelerden biri boşalırsa terazi işe yaramaz.
Varlık ve yokluk
Bir testi düşünün. Testiyi testi yapan nedir? Kili mi, yoksa içindeki boşluk mu? Kil olmasa boşluk tutulamaz. Boşluk olmasa kil işe yaramaz. Su, kilde değil, boşlukta durur.
Varlık ile yokluk arasındaki ilişki de buna benzer. Bir müzik parçasında sesler kadar sessizlikler de vardır. Sessizlik olmasa ritim olmaz; ritim olmasa müzik olmaz. Bir yazıda kelimeler kadar aralıklar da okunur. Aralıksız yazılmış bir sayfa okunmaz.
İnsan "var olmak" ister, "yok olmak"tan korkar. Ama ariflerin dilinde başka bir yol anlatılır: Benliğin yokluğu, hakikatin varlığına yer açar. Dolu bir kap yeni bir şey alamaz. Kendinden boşalan, dolmaya hazır hâle gelir.
Zıtlıklar birbirini yok mu eder, var mı eder?
Her şeyden iki eş yarattık ki düşünüp öğüt alasınız.
Zâriyât Suresi, 51:49 (meal)
Çift yaratılış bir düşünme davetidir. Sıcak, soğukla anlaşılır. Işık, gölgeyle şekil kazanır. Sağlık, hastalıkla değer bulur. Zıtlar birbirini tanımlar. Tek başına olan tanımlanamaz.
Ama zıtlar birbirini her zaman var etmez. Ölçü kaçtığında biri öbürünü yutar. Aşırı sıcak, soğuğu yok eder ve hayat da onunla gider. Zıtlar ölçü içinde kaldıkça birbirini var eder. Ölçüyü aştıklarında birbirini yok eder.
Öyleyse soru zıtların varlığı değil, aradaki ölçünün korunmasıdır. İnsanın içinde de zıtlar vardır: korku ve ümit, öfke ve merhamet, istek ve vazgeçiş. Bunlardan birini tamamen söküp atmak dengeyi kurmaz. Korkusu hiç olmayan pervasız olur; ümidi hiç olmayan çöker. Denge, zıtları öldürmek değil, onları birbirine terbiye ettirmektir.