Su gibi ol; düğümsüz, dişlerin yarasından sıyrıl. Ben düğüm taşıdıkça sen elbette döver, öğütürsün.
چون آب باش و بی گره از زخم دندان ها بجه
من تا گره دارم یقین می کوبی و می ساییمÇün âb bâş u bî-gereh ez zahm-ı dendân-hâ biceh
Men tâ gereh dârem yakîn mî-kûbî vü mî-sâyîm
Mevlânâ, Dîvân-ı Kebîr, gazel 1387 (Ganjoor numarası).
Gazelde bir gönül kar gibi eriyor.
Yalnız kaldığında donmuş,
belânın dişleri altında buz gibi çiğnenmiş.
Sonra söz gelir:
Su gibi ol.
Kar ezilir, buz kırılır.
Su ezilmez.
Düğümü yoktur çünkü.
Bizi öğüten çoğu zaman olaylar sayılır.
Mevlânâ başka yere bakar:
Düğüm sende durdukça
diş de durmaz.